6. SORU FENER RUZMUZLARINI AÇIKLAYINIZ
CEVAP
| GP. Fl (2) 5 SEC 5m 7 M | 5 saniyede bir, 2 kez çakıyor, 5 metre yüksekliğinde 7 milden gözüküyor |
| Ok Fl 5m 2 M | Sürekli, çabuk ve hızlı çakarlı 5 metre yükseklikte 2 milden gözükür |
| Fl R 3 Sec 11 m 16 M | 'RED' Kırmızı renkte 3 saniyede bir çakar 11 metre yüksekte 16 Milden görülür |
EK BİLGİLER
| Gp Fl (3) R 10 Sec 25m 16M | her 10 saniyede 3 kez çakar, kırmızı renklidir 25 m yükseklikte 16 milden görülür |
| Lt F Fl 5 Sec 6 m 10M | Işığı hiç sönmez ama 5 saniyede bir daha parlak yanar 6 m. yüksek 10 milden görüzükür |
| Lt Occ R | Kırmızı renkli fener bir süre sabit yanar bir müddet sönük kalır tekrar yanar......... |
Akla şöyle bir soru gelebilir. "Neden fenerlerde bir standart yok hepsi ayni çakmıyor da her biri ayrı tipte"
Diyelimki gece dar bir kulvardan geçiyorsunuz birkaç burun var her birinde de fener var. Gece, kısa mesafelerde GPS falanda işe yaramaz, kara ile denizin birleştiği noktayı ayırt edemezsiniz biraz ilerinizde kayalıklar olabilir, tek yön göstericiniz fenerlerdir. Her birinin yanma tipi farklı olduğu için hangi fenerin hangi burnu gösterdiğini anlayabilirsiniz. Fenersiz hayat da çok zor olur.
seyir defterinden... 1983 kasım
>> Lodos şiddetini arttırıyor ve sağanak yağmur başlamak üzere,
bir başlasa da rüzgarın şiddeti biraz azalsa diye düşünüyoruz
Yeter artık, sabah Göcek'ten çıktık lodos güzel uçarak gidiyoruz. Gün
batışı Bodrum açıklarında oldu. Güneşi göremedik ama karanlık çabuk
geldi. Gümüşlükte geceyi gecirmek istesek de girişi karanlık ve aşırı
dalgada riskli olur, rüzgarda güzel diyip yola devam ettik. Didim açıklarında
.Genoa ( ön yelken) donanımı fırtınaya dayanamıyıp alt tamburu boşalttı.
uzun bir uğraşıdan sonra kapatabildik Aslında bu işler limanda çok kolay
ama hem şahlanan tekne üzerinde dengenizi bulacaksınız, hem karanlık hemde
zaten iki kişisiniz biri dümende olduğundan fener tutmaktan da vazgeçip hani
derler ya gözü kapalı işte o misal tambur sıkışıklığını
halledeceksiniz. Açtık ana yelkeni kıç rüzgarı ile pupa yelken
gidiyoruz. arkadan gelen koca dalgalar 10 m. teknemize sörf yaptırıyor.
Dalga altımızdan geçerken tekne yokuş iner gibi ve yön değiştiriyor tabii
ana yelkende hooop bir bu tarafa bir o tarafa. iki kez kafamıza bumba
(ana yelkeni tutan bir ucu direğe bağlı yatay aluminyum boru) çarpmasını
son anda önledik zaten dar boğazdan geçiyoruz kafaya o hızla bir vursa
herhalde karaya fırlatırdı bizi. Fırtınayla karışık yağmur bir başladıki
göz gözü görmüyor yağmurdan sonra rüzgar diner dalgalar azalır diye uzun
müddet boşuna umutlandık. Pithagoriyon fenerlerine yaklaştık buradaki 3
fenerin birbirine göre durumlarından karaya ne kadar yaklaştığınızı
anlayabilirsiniz. Kuzey doğuya döndük rüzgarı sancak tarafından alıyoruz
ana yelkeni bir taraftan diğerine aktarmak zorunda da değiliz artık Yeşil
feneri tam arkamızda görmek bizim boğaza girişimiz demekti. Buraya kadar herşey
heyecan verici ve zevkli gelelim şimdi işin sıkıntılı tarafına.
Boğazda ilerliyoruz tam ortada bir ada var, Bayrak adası, üzerinde bir fener olmalı 5 saniyede bir yanacak ama yanmıyor. Zifiri karanlık, boğaz içinde kırılan dalgalar düzensizleşti teknenin her tarafına dalga çarpıyor bize çarpmayan dalgalar da bir birine çarpıp sanki her yer kayalıkmış izlenmi yaratıyor. Kerteriz alacak kadar eli dümenden çekme şansı yok. Ada üzerinde bir ışık bulunur ümidiyle mümkün mertebe yavaş gitmeye çalışıyoruz ama buna kararı dalgalar veriyor. Her an Bayrak adasına bindirebiliriz. "Sen derya deniz dolaş sonra gel bir kaşık suda boğul diye buna derler" diye düşünüyorum. Ergun ön tarafa geçti belki kayalara bir iki metre kala haber verme imkanı olur diye.
...bir ışık gördük sallanan bir el lambası hemde okadar yakınki. El
feneri bir yöne doğru devamlı sallanıyordu derhal o yöne dümen kırdım
adeta bizimle bir klavuz gibi adayı geçinceye kadar bize eşlik etti. 5
saniye bir çakan 8 milden görülen feneri arızalıydı ama el feneri ve çabası
bizi büyük bir dertten kurtarmıştı. Ne zaman o ada yanından geçsem düdük
çalar selamlarım.